|

AŞKLI MEŞKLİ ÖYKÜLER 1
(AŞKIN ÇARESİ)
Mahallemize yeni taşınmışlardı.15 16 yaşlarında bir kızdı ama yürek
yakmayı, erkeklerin kalplerini hoplatmayı iyi biliyordu. Aramızda onun
yaşı kadar bir yaş farkı olduğu halde, gönlüme ferman dinletememiş,
tutulmuştum bu komşu kızına. O da sanki bu tutkunluğumu anlamış da, beni
kendisine daha tutkun etmek istercesine, kendisine çok yakışan renk renk
giysiler giyiyor, güzelliğine güzellik katıyordu. Ona açılmak, aşkımı
açıklamak istiyordum ama ya beni reddederse, maksadımı yanlış anlayıp
babasına şikayet ederse ya da herkesin içinde azarlarsa diye
düşünüyordum. Mahallede dürüst, namuslu bir genç olarak tanınıyordum. Bu
durumda kimsenin yüzüne bakamaz, rezil olurum, yeri dibine girmem
gerekir. Kendisine derdimi anlatamazsam da deli olurum. Yukarı tükürsem
bıyık, aşağı tükürsem sakaldı yani...
Cesaretimi kıran bir başka şey de, laf atan, peşine takılan birkaç genci
azarlayıp yanından kovması, çekip gitmezlerse polis çağıracağını
söylemesiydi. Düşlerimde polislerin arasında eli kelepçeli olarak
görüyor, korkuyla uyanıyordum.
Bir süre sonra artık dayanamadım. Ne olursa olsun deyip önüne geçtim,
Size bir şey söyleyebilir miyim? diye sordum. Ya ne dediğimi
anlayamadı ya da anladı da, işine gelmediği için, Nee? diye bağırdı.
Böyle bir şey beklemediğim için şaşırdım, bocaladım, söylemek
istediklerimin hiçbirini söyleyemedim. O,bir şey yokmuş gibi, kalbime
basarcasına yürüdü gitti. Aylar ayları kovaladı, içimdeki duygular
azalmadı, arttı yavruladı.
Baktım bu böyle olmayacak, kendisine mektup yazmaya karar verdim. Verdim
ama yaza boza, geceler boyu düşüne düşüne, orasını çizip burasını
düzelte düzelte, bir sayfalık mektubu bir ayda zor bitirebildim.
Bitirdim ama gel de ver şimdi. Ya almazsa, ya kızarsa ya alay edip
gülerse derken bir ay daha geçti. Derken beklediğim an geldi. Merdivende
karşılaştık. Hafifçe gülümsemesinden cesaret alarak mektubumu ceketinin
cebine koyuverdim. Duygularımı belirttikten sonra şöyle bir şiir
yazmıştım:
Irmak olup akıyorsun
Gönlüme gül takıyorsun
Gülümün dalında
Bülbül gibi şakıyorsun
Kırmızılar giyince
Alev alev yakıyorsun
Beyazlara bürününce
Sanki melek oluyorsun
Ne de güzel bakıyorsun
Bakışlarınla mektup yazıyorsun
Mektupta imza yerine
Tatlı tatlı gülüyorsun
Bu şiirin altına da, Seni düşünüyorum gündüz gece/ Ne olur bul aşkıma
çare/ Çözülsün bu bilmece sözlerini ekledim.
Aradan bir iki gün geçti. Balkonda oturuyor, merak ve heyecanla gelecek
yanıtı bekliyordum. Birden önüme dörde katlanmış bir kağıt düştü.
Baktım, ondan geliyor. İçimden dualar okuyarak kağıdı açtım,şu dizelerle
karşılaştım: Gel bir ateş yakalım/ Yanışına bakalım/ Düşünmekle baş
olmaz/ Sarılalım yatalım.
Erhan Tığlı
|