|
Her ayın
biz kadınları çileden çıkaran muhtelif
günleri vardır. Bu günler aynı zamanda çevremizdekilere
de bize verdiği kadar sıkıntı ve
stres verir.
O gün ne giysek yakıştıramayız
kendimize, saçlarımız bir türlü forma
girmez, cildimiz renksiz, mattır. Her zaman giydiğimiz
giysiler dar gelir. Canımız sürekli tatlı
yemek ister. Herkesin her sözü özellikle kişisel
algılanır ve zaman zaman öfke nöbetleri,
zaman zaman da ağlama krizleriyle bu dönemi
menstrel kanamamız başlayana kadar yaşarız.
Kadınlarda adet öncesi başlayan ve ruhsal ya
da fiziksel birtakım belirtilerle kendini belli
eden bu duruma premenstrual sendrom (PMS) adı
verilir. Bu belirtiler genellikle adetin başlamasından
bir hafta öncesinde ortaya çıkar ve genellikle
adetin görülmesiyle birlikte birkaç gün içinde
kaybolur.
PMS'nin fizyolojik belirtileri arasında; karın
bölgesinde şişlik, cilt bozukluğu, kilo
alma, uyku sorunları, göğüslerde hassasiyet,
iştahın artması, sık yeme ihtiyacı,
tatlıya düşkünlük, kabızlık, baş
ağrısı, bel ağrısı, çarpıntı
yer alır. Psikolojik belirtiler arasında da
duygusal dalgalanmalar, olumsuz düşünceler, ağlama
nöbetleri, depresyon, yorgunluk, halsizlik,
konsantrasyon güçlüğü, kendine güvenin azalması,
unutkanlık, gerginlik, kızgınlık ve
öfke hali, cinsel istekte değişiklik sayılabilir.
Neden bu dönemde aldatıcı kilo alınır?
Alınan kiloların büyük kısmı yağ
değil, bu dönemde östrojen ve progesteron
hormonlarının değişen dengeleri
sonucunda vücutta biriken ödem yani sıvıdır.
Bu dönemde yine, hormonal değişimler sonucu,
bağırsakların normal düzeyde çalışamamasından
dolayı görülen kabızlık da şişkinlik
hissi vererek kilo aldığınızı düşündürür.
Adet dönemi biter bitmez bağırsakların
normal hıza dönmesi sonucu kabızlık sona
erer. Hormonların normal dengeye ulaşmasıyla
birlikte vücutta biriken sıvı atılır,
kilonuz normale döner.
Ancak regl döneminden birkaç gün önce vücudunuzun
ihtiyacı olan kaloriden fazlasını alırsanız
kilo alma ihtimaliniz de yükselir.
O günlerde nasıl beslenmeliyiz?
Kan şekerini koruyabilme amaçlı, kompleks
karbonhidrat içeren besinlere ağırlık
verilmeli (Kurubaklagiller, kepekli ürünler, bulgur
vb. )
Magnezyum içeren besinler tercih edilmeli, gerekirse
magnezyum takviyesi alınmalı (Brokoli, kabak,
et, süt, balık, yumurta, kurubaklagiller, tam tahıllar,
çikolata, badem iyi birer magnezyum kaynağıdır)
Alınan tuz miktarına dikkat edilmeli, vücutta
ödem varsa azaltılmalı. Tuz içerikli hazır
gıdalardan ve salamura besinlerden uzak durulmalı
Kabızlığı önleme ve tokluk hissini
artırma amaçlı, posalı besinlere ağırlık
verilmeli (özellikle sebze ve meyveler)
Kesinlikle öğün atlamadan, azar azar ve sık
sık yemeye özen gösterilmeli
B6 vitamini içeren besinler diyette mutlaka yer almalı.
(Brokoli, ıspanak, buğday embriyosu, domateste
bulunur)
Çay, kahve, alkol tüketimi sınırlandırılmalı
Hormonal dengeyi korumada önemli olduğu, için
mutlaka egzersiz yapılmalı.
Stresten uzak durmak için birtakım aktivitelere yönelinmeli
(yoga gibi).
Regl döneminde neden tatlıya eğilim artar?
Adet dönemi öncesi kadınların çikolata ve
diğer tatlı, şekerli yiyecekleri yemek
istemesinin nedeni, östrojen hormonunun vücutta dolaşımının
azalmasıdır. Östrojen kadınlar için
"uyarıcı" bir hormondur. Vücuttaki
seratonin, noradrenalin ve endorfin hormonlarının
üretimini artırır. Östrojenin azalmasıyla
kan şekerindeki düşme eğilimi artar,
dolayısıyla iştah metabolizması uyarılır.
Sürekli tatlı yeme ihtiyacı hissedilir. Özellikle
bu dönemde az ve sık aralıklarla beslenmeye
ve glisemik indeksi (kan şekerini uyarıcı
etkisi) düşük besinleri tercih etmelisiniz.
Her derde deva NAR
Nargiller familyasından; Akdeniz bölgesinden
Japonya'ya kadar yabani olarak yetişen canlı kırmızı
çiçekli, dört köşe dallı, hafifçe dikenli
bir ağaççıktır. Yaprak kenarı ve
sapı kırmızımtraktır. Çiçekleri
parlak kırmızıdır. Meyvesi portakal
büyüklüğünde, esmer kırmızı
renkli, çok tohumludur. Yenen kısmı, tohumlarının
etli ve bol usareli kısmıdır. Ağacın
gövde, kök ve dal kabukları; nişasta, mannit,
reçineli maddeler, asitler, tanen, punicin ve
olkoloidler taşır. Nar kabuğundan yapılan
ilaçlar tenya düşürmek için kullanılır.
Nar, şifalı bitkiler literatüründe yer alır.
Genellikle besleyici ve tedavi edici ilaç ve panzehir
olarak ağız yoluyla çeşitli karışımlarla
birlikte yenilir ve içilir, haricen de merhem olarak
kullanır. Onun sadece meyvesi değil, çiçeği,
çekirdekleri, suyu ve kabukları da çeşitli
karışımlar halinde tıbbi olarak
kullanılır. Narın vücudu ve kalbi
kuvvetlendirme, ishali kesme, şerit düşürme,
burun poliplerine faydalı olma gibi yararları
bulunmaktadır. Ancak içerdiği bazı
kimyevi maddeler yüzünden mide ve bağırsak
hastalığı olanların, küçük çocukların
ve hamilelerin fazla kullanmamaları tavsiye edilir.
Tatlı nar midede çabuk çözüldüğü için
hazmı kolaydır. Ancak zaman zaman midede
şişkinlik ve gaz meydana getirdiği için
ateşli hastalığı olanlara iyi
gelmeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca tatlı
nar mideyi kuvvetlendirir, boğaza ve akciğerlere
faydalıdır, öksürüğe iyi gelir. Ekşi
nar ise mide yanmalarına karşı faydalıdır,
diğer narlardan daha fazla idrar söktürür,
ishali ve kusmayı keser, karaciğer hararetini
söndürür, kabızlığı giderir, kalp
ve mide ağzındaki ağrılara iyi
gelir.
Suyu zarıyla birlikte çıkarılıp bal
ile merhem kıvamına gelinceye kadar pişirilip
diş etlerine sürüldüğünde diş eti
tahrişine iyi gelir. Dolama / tırnak iltihabı
ve cerahatli yaraların tedavisinde nar çekirdeğinin
balla birlikte karıştırılarak merhem
halinde tatbik edilmesi tavsiye edilir. Nar çiçeği
de yaralar için kullanılır.
Püf noktaları
1- Domates yiyerek kalbi koruyun
Uzmanlar kalbi koruyan likopen adlı maddenin, kalp
sağlığı için çok önemli olduğunu
belirterek, bu maddenin domates suyunda hayli fazla olduğuna
dikkat çekiyor.
2- Folik asit zengini besinler depresyonu önlüyor
Bilim adamları ıspanak, fındık ve
yumurta gibi folik asit açısından zengin
besinlerin, depresyon riskini azalttığı görüşünde.
3- Egzersiz bağışıklık
sistemini güçlendiriyor
Yaşam tarzı faktörleri, bağışıklık
sistemini güçlendirmek ya da zayıflatmak yönünden
etkili olabilir. Diyet, stres ve fiziksel aktivite bu
faktörleri oluşturur. Yetersiz beslenme ve uygun
besinlerin eksikliği immün sistemi zayıflatabilir.
Kanser gibi bağışıklık sistemi
hastalıklarında diyet ve stres kontrolünün
yanı sıra egzersizin de tedavinin bir parçası
olduğu bulunmuştur.
4- Kafein unutkanlığa neden olabilir
İtalya'da üniversite öğrencileri arasında
yapılan yeni bir araştırma, kahvenin içerdiği
kafeinin unutkanlığa sebep olduğunu
ortaya koydu. Araştırmaya göre denekler, çok
iyi bildikleri bazı kelimeleri hatırlamakta
zorluk çekiyorlar. Yani kafein unutkanlığın
daha sık yaşanmasına yol açıyor.
5- Az kalori alanlar uzun süre yaşıyor
ABD'deki Kaliforniya Üniversitesi'nde fareler üzerinde
yapılan araştırma, ileri yaşlarda da
sağlıklı beslenerek ve az kalori alarak
ömrün aylarca, hatta yıllarca uzatılabileceğini
gösterdi.
|