|
Buna
rağmen büyük çoğunluğu, fazla kilolu
ya da şişman! Diyetlerde yağ oranı
azaltıldıkça şişmanlık bir
salgın gibi yayılmakta! Fazla kilolu ve şişman
hasta sayısının hızla artması
global bir soruna dönüştü, biz hekimleri kara
kara düşündürüyor. Sorunun çözümü değilse
bile kontrol altına alınması için yeni
çalışmalar, araştırmalar yapılıyor.
Porsiyon büyüklüklerinin artması, meşrubat
tüketiminin tavana vurması, yağlı ve kızartılmış
besinlerle işlenmiş, kalori bombası
haline getirilmiş atıştırmalarda
(cipsler, gofretler, şekerlemeler) yaşanan tüketim
patlaması, medyada iyice yoğunlaşan besin
reklamları, hareketsiz yaşam tarzı ve
daha pek çok şey suçlanıyor. Aslında
sorunun bu denli büyümesinde bu sayılanların
hepsi suçludur.
Hatayı nerede yapıyoruz?
Modern beslenme tarzı çok fazla kalori, büyük
porsiyonlar ve yanlış yeme alışkanlıklarını
artırıcı bazı özellikler içerir.
İşte temel özellikleri:
Alkolsüz ve tatlandırıcı kullanılmış
yüksek kalorili içecekler (meşrubatlar).
Çok fazla tuzlu ve yağlı, karbonhidrat yüklü
atıştırmalar (cipsler, popcornlar).
Çok fazla hamur işleri içeren abur cuburlar
(gofretler, kekler).
Fast food restoranlarında üretilen yiyecekler.
Porsiyonlarda aşırı büyüklük.
Kolay hazırlanabilir, işlenmiş kalorisi aşırı
besinler.
Hata yapmamak için
Fazla rafine şeker tüketmeyin
Modern Batı beslenme tarzında şeker ve yağ
eklenmiş besinlerin tüketimi oldukça fazladır.
Besinlere eklenen şekerler meyvelerdeki fruktoz
veya sütteki laktoz gibi doğal değildir.
Besinlerle bol bol gizli yağ ve şekerler tüketmekteyiz.
Pizza, ekmek, kremalı çorbalar, kekler, spagetti
sosları, konserve sebzeler, meyve suları
şeker içeriği olan besinlerdir.
Çok fazla tuz eklemeyin
Yapılan araştırmalarda tuz miktarı yüksek
atıştırmalar çok fazla tüketildiğini
gösteriyor. Okul çocukları çantalarında her
gün mutlaka küçük bir cips veya kraker gibi tuzlu
bir besini taşıyorlar. Eğer çocuk gün içinde
hiçbir şey yemiyorsa bile, mutlaka çantasında
kantinden aldığı o tuzlu besinlerden tüketiyor.
Yirmi yıl önce Batı beslenme tarzında bu
besinlerin tüketim oranı yüzde 11 civarındaydı.
Şimdi bu oran yüzde 17ye çıktı. Yeni
yapılan araştırmalarda bu oranın yüzde
20yi geçtiği yönündedir. Ekstra tüketilen
tuza ek olarak kalori oranı yüksek rafine besin tüketimi
de aynı oranda artış göstermektedir.
Fazla fast food yemeyin
Fast food restoranların artması, günlük yaşantıdaki
hız, yoğunluk ve ucuzlukları nedeniyle
insanlar sıklıkla bu restoranları tercih
etmektedirler. Fast food restoranlarındaki düşük
yağlı besinlere yönelmek yerine kızarmış
besinlere yönelim daha fazladır. Fast food
beslenmeyi önlemek mümkün değildir. Yapılması
gereken fast food beslenmeyi olabildiğince sağlıklı
hale getirmektir. Sağlıklı fast food
salata, derisi alınmış tavuk, balık,
meyve demektir.
üyük porsiyonlar seçmeyin
Restoranlardaki porsiyon miktarları son 50 yılda
giderek artmaya başlamıştır.
Restoranlardaki porsiyonların artmasıyla
birlikte tabak boyutları da büyümüştür.
1950de ilk fast food porsiyonu 200 kalori kadardı.
1970te bu küçük miktarlar yerini büyük
porsiyonlara bıraktı ve bir fast food
porsiyonunun kalorisi 320 kalori oldu. Daha sonraki
tarihlerde bu porsiyonlar 400, 450 ve 540 kalorilere
kadar çıktı. 2000li yıllardayız
ve küçük, orta, büyük ve süper büyük mönüler
oluştu. Kalori değerleri 610a kadar çıktı.
Çocuk mönüleri bile 320 kaloriden başlamaktadır.
Yağlardan gelen enerjiyi çok düşürmeyin
Yapılan araştırmalarda Amerikalıların
tükettikleri günlük enerjinin yağdan gelen oranı
1970lerde yüzde 49, 1990larda yüzde 34 ve
1994te yüzde 33 bulunmuştur. Günlük tüketilen
enerjinin rafine karbonhidratlardan gelen oranı ise
artmaya devam etmektedir. Kalori miktarı arttıkça
yağ miktarı aynı kalmış ve
hatta yağ yüzdesi düşüş bile göstermiştir.
Enerjinin yağdan gelen oranı genelde trans yağlardan
olmuştur. Birçok işlenmiş karbonhidrat içerikli
besinler trans yağları içermektedir. Trans yağlar
doymuş yağlardır ve kan kolesterol
seviyesini artırarak, kalp damar hastalıkları
riskini oluşturur. Trans yağlar genellikle
karbonhidrat içerikli besinlerde bulunur. Örneğin,
kurabiye, kraker, cips ve fast food besinlerdir.
Sebze ve meyveleri kesmeyin
Meyve ve sebze tüketimi artmıştır fakat
hálá önerilen miktarlarda değildir. 1994te
Amerikan toplumunda önerilen meyve ve sebze tüketimi
oranı yüzde 10u geçmemektedir. 1990larda
konserve domates ve domates ürünlerinin tüketimi
normal sınırdayken diğer konserve
sebzelerin tüketimi düşüşlerdeydi. Fast
food restoranlardan dolayı tüketilen patates
miktarı yüzde 63lere kadar artış göstermekteydi.
Taze sebze ve meyve tüketimi yerini konserve ve
paketlenmiş besinlere bıraktı.
|