ASK


Herkesin içinde sabirli bir tohum gibi kendi kozasinda sakli duran bir ask yatar, bir gün bir günes parlar, bir yagmur düser ve tohumun çatlayip çiçekler açtigini, ruhumuzun rengarenk bir agaç gibi rüzgarlarla dansettigini görürsünüz. Sonra(...) O rüzgarlarla dans eden çiçekler, bazen manasiz kaprislerle, yanlis anlamalarla, hoyrat firtinalarla örselenip, yeniden insan ruhuna dökülür ve bu kez acinin tohumlari olur askin çiçekleri. Zakkum yesili çiçekler halinde büyüyüp, içinizi yakip kavurur. Aska lanet eder, unutmaya çalisir, aciyi öldürebilmek için aski da öldürmeye ugrasirsiniz. 
Ve "unuttukça bir seyler eksilir" sizden. 
Acidan kurtulabilmek için eksilmeye bile razi gelirsiniz(...) 
Zamanla, hayatin genis bir bahçe oldugunu, yalnizca sevincin yada yalnizca acinin çiçeklerini degil, kaçinilmaz olarak hepsini birden içinde barindirdigini, çiçeklerin bir kismindan vazgeçmenin bahçenin bütününden vazgeçmek oldugunu anlar, bahçeyi bütünüyle seversiniz..." 

AHMET ALTAN 

 

 

 


 

Arkadasina Gonder
Sizin Isminiz:

Sizin E-mail Adresiniz:

Arkadasinizin E-maili:

Soylemek istedikelriniz:

Kopyasini Al: